Gebelikte Beslenme ve Çocuk Sağlığı

0
13

Gebelikte beslenme ve maternal metabolik durumun, bebeğin metabolizmasında ve bebeğin gelecekteki sağlığında önemli bir rolü vardır.  Bu durum İngiltere’de XX. yüzyıl başlarında İngiliz epidemiyoloji uzmanı David Barker ve arkadaşları tarafından “Barker Hipotezi” olarak da bilinen fetal programlanma (fetal orjin) olarak tanımlanmıştır. Fetal orjinler hipotezine göre çok sayıda organın yapı ve işlevi embriyonik ve fetal yaşamda programlanmaktadır.

Gebelikte beslenme, fetüs gelişiminde önemli rol oynar. Bir fetüs, yetersiz beslenme veya aşırı beslenme sıkıntısı ile karşı karşıya geldiğinde gelişimini korumak için fetüste yapısal ve fizyolojik değişiklikler meydana getirir. Bu değişiklikler çocukluk ve erişkinlik döneminde; hipertansiyon, obezite, tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalıklar gibi hastalıkların görülme riskini arttırmaktadır.

YETİŞKİN HASTALIĞININ FETAL KÖKENLERİ (FOAD)

Barker hipotezi, koroner kalp hastalığı için kanıtlandıktan sonra çerçeve genişletilmiş ve yetişkin hastalığının fetal kökenleri olarak adlandırılmıştır. FOAD hipotezi de, rahim içi risk faktörlerinin bebeğin gelecekteki yaşamında belirli hastalık risklerinde etkili olduğunu öne sürmektedir. Hipotez, kardiyovasküler hastalıklar ve metabolik sendromdan kanser, polikistik over, immün fonksiyon hastalıkları gibi diğer erişkin hastalıklarına kadar uzanır.

gebelikte beslenme - Gebelikte Beslenme ve Çocuk Sağlığı

GEBELİKTE YETERSİZ BESLENME

Gebelikte yetersiz beslenme rahim içi organların gelişimini olumsuz etkiler ve büyüme kısıtlamasına neden olur. Fetüste elzem elementlerin yetersizliğinden dolayı gelişen preeklampsi veya hipertansiyon, plesanta yetmezliğine neden olabilir.

Gebelik sırasında yetersiz beslenme, nitrik oksit üretimini bozar. Böylelikle kan damarlarının endotel yapısının bozulmasına yol açar ve yetişkinlikte hipertansiyon riskine sebebiyet verir. Gebelik sırasında aminoasit, fetal pankreas beta hücreleri tarafından insülin salgılanmasını belirler. Düşük proteinli bir diyet uygun pankreas aktivitesi için yeterli değildir. Bu yetersizlik rahim içi programlanmada değişiklikler meydana getirir ve insülin direncine sebep olan reseptör sistemlerini etkiler. Hücre boyutunda azalma, enzim aktivitesinde kısıtlanma, insülin üretme kabiliyetinde azalma ve yetersiz adacık semptomları gözlenir.

Fetal orjinler hipotezine göre;

Gebeliğin 1. trimesterinde yetersiz fetal beslenmeye yanıt büyümenin gerilemesidir. Doğum ağırlığına bakıldığında azalmış, vücut oranı küçük, bir yaştaki ağırlık ise azalmıştır.

Gebeliğin 2. trimesterinde yetersiz fetal beslenmeye yanıt karışmış fetoplesantal ilişki ve insülin direnci ya da yetersizliğidir.

Gebeliğin 2. trimesterinde yetersiz fetal beslenmenin yetişkin yaşamdaki etkisi; yükselmiş kan basıncı, ve insüline bağlı olmayan diyabettir. Ölüm nedeni ise çoğunlukla koroner kalp hastalığıdır.

Gebeliğin 3. trimesterinde yetersiz fetal beslenmeye yanıt beyin gelişiminin vücudun zararına desteklenmesi ve büyüme hormonu direnci ya da yetersizliğidir. Doğum ağırlığı normal, vücut oranı kısa, bir yaştaki ağırlık azalmıştır.

Gebeliğin 3. trimesterinde yetersiz fetal beslenmenin yetişkin yaşamdaki etkisi; yükselmiş kan basıncı, LDL, total kolestrol ve fibrinojen konsantrasyonunda artıştır. Ölüm nedeni ise çoğunlukla koroner kalp hastalığı ve trombotik şok olarak belirlenmiştir.

saglikli gebe - Gebelikte Beslenme ve Çocuk Sağlığı

GEBELİKTE YÜKSEK ENERJİLİ BESLENME

Gebelikte yüksek enerjili bir diyet, bebekte besin alımını kontrol eden hipotalamus bölümünün işlevselliğini bozar ve açlığı inhibe eden hormona (leptin hormon) direnç gelişimi gözlenir.

Gebelikte yüksek yağlı bir diyet,  bebekte daha yüksek vücut ağırlığına ulaşma eğilimini arttırır.

Gebelikte yüksek yağlı bir diyet,  bebekte damar genişletici etkiye sahip asetilkolin reaksiyonunu olumsuz etkiler. Bu, kan damarlarının endotel yapısını bozar, hipertansiyon ve ciddi kardiyovasküler hastalıklara yatkınlığa yol açar.

gebelikte yetersiz beslenme - Gebelikte Beslenme ve Çocuk Sağlığı

GEBELİKTE OBEZİTE

Gebe annenin aşırı vücut ağırlığı, fetal makrozomiye (4000-4500 gr veya daha büyük fetüs ) ve LGA (gebelik yaşına göre büyük) doğum boyutlarına sebep olabilir. Obez annenin bebeği fetal gelişimde artan yağ dokusu içeriği ile karakterize olmuştur. Ayrıca artan besin alımı obez annenin bebeğinde endokrin sistemi değişikliklerine  sebep olur ve iştah dengesi bozulur.

Bebek, fetal enerji metabolizması, iştah ve nöroendokrin fonksiyonlar, adipoz doku kütlesi, epigenetik mekanizmalar ve gen ekspresyonunda oluşan değişiklikler sonucu obezite riskinin artmasına yatkındır. Çocuklukta obezitenin artmasına yatkınlığın yanı sıra yetişkinlikte kardiyovasküler hastalıkların ve tip 2 diyabetin artmasına da yatkındır.

GESTASYONEL DİABETUS MELLİTUS (GDM)

Gestasyonel diabetus mellitus ve ona eşlik eden hiperglisemi , maternal obeziteden izole edilse bile rahim içi programlanmayı belirleyen faktörlerdendir. Gestasyonel diabetus mellitus, fetüse normalin üzerinde glikoz ve makro besinlerin verilmesini sağlar. Böylelikle baskın fetal büyüme hormonu olan insülin baskılanır ve üretimi artar. Glikoza yanıt olarak fetal insülin salınımındaki bu artış fetal pankreasta metabolik programlanmaya neden olur. Gestasyonel diabetus mellitus’lu annelerden doğan bebeklerde artan yağlanma, yüksek insülin, yüksek leptin seviyeleri vardır.

VİTAMİN VE MİKRO ELEMENT ALIM BOZUKLUKLARI

Maternal dönemde folik asit, vitamin B12, A vitamini, D vitamini veya antioksidan vitaminlerin (E ve C vitamini) eksiklikleri fetal büyüme ve gelişme sorunlarına ayrıca preeklampsi veya gestasyonel diyabet gibi gebelik komplikasyonlarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Gebe kadınların kan serumundaki düşük çinko ve vitamin B12 seviyeleri, yetişkinlikte bebeğin insülin direnci geliştirmesine; düşük demir seviyesi, düşük doğum ağırlığına ve yüksek kan basıncına; yüksek folik asit seviyesi, bebeğin yetişkinlikte yağ dokusu ve insülin direnci geliştirmesine sebep olur.

Vitamin D’nin pankreastaki β-hücreler üzerindeki etkisi ile insülin salınımını arttırır ve insülin direncini engeller. Bundan dolayı maternal D vitamini eksikliği gebeliğin erken döneminde gestasyonel diyabet riskinin artmasına sebep olabilir. Ayrıca gebelik döneminde düşük D vitamini düzeyi çocuklarda tip 1 diyabet riskinin arttırmaktadır.

MATERNAL STRES

Maternal stres, fetal kalp atışında hız veya fetal hareketlerde ani değişikliklere, uterusa kan akışında olumsuzluğa ve anksiyeteye sebep olur. Anne ve fetüs arasında doğrudan sinirsel bağlantı olmadığından maternal stres doğrudan fetüste genetik yatkınlığa sebep olmaz. Sebebiyet oranları düşüktür.

SGA ve LGA

Gebelik yaşına göre küçük (SGA), olarak doğan bebeklerde obezite, tip 2 diyabet , kardiyovasküler hastalıklar, obezite ve insülin direnci gelişme riski yüksektir.  Gebelik yaşına göre küçük (SGA), olarak doğan bebeklerde adipoz doku eksikliğinden dolayı plazma leptini önemli ölçüde azdır. Bu durumda da tokluk hissinin yeterli gelişememesinden dolayı obeziteye yatkınlığı önemli ölçüde arttırmaktadır.

GDM’li anneler SGA veya LGA doğurma riski altındadır.

Obez ya da şeker hastası bir anneden LGA olarak doğan bebeklerde, obezite ve insülin direnci gelişme riski yüksektir. LGA bebeklerinin anne sütü alma ve ilk 6 ayda hızlı kilo alma olasılığı düşüktür. Hipertansiyon,hipergliseridemi ve obez yetişkinlerden olma olasılığı yüksektir.

gebelikte obezite - Gebelikte Beslenme ve Çocuk Sağlığı

SAĞLIKLI GEBE

Gebe kadınlarda, rahim içi ortam (annenin beslenmesine bağlı olan) sadece hastalık riskini değil, aynı zamanda patolojik tıbbi durumun başlangıç anını ve yoğunluğunu da belirler. Gebelikte yeterli beslenme sadece annenin sağlığını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda bebeğin yetişkinlik döneminde obezite, kardiyovasküler bozukluklar, metabolik sendromlar ve diyabet geliştirme riskinde önemli bir azalmaya neden olabilir. Bu nedenle, hamilelik sırasında iyi ayarlanmış bir diyet alımı, yeni “daha sağlıklı” epigenetik model oluşturulmasına ve olumsuz değişikliklerin ortadan kaldırılmasına katkıda bulunabilir. Dengeli bir Akdeniz diyetinin maternal ve fetal kan serum glikoz, lipid ve lipoprotein seviyelerini önemli ölçüde azalttığı ve GDM ve düşük doğum ağırlığı riskini azalttığı kabul edilmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz